Hukuksal İşleyiş

Türk anayasal düzeninde sendika kurma hakkı Anayasa'nın 51. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; çalışanlar ve işverenler üyelerinin çalışma ilişkilerinde ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve serbestçe üyelikten çekilme haklarına sahiptir.


Sosyal devlet, genel olarak toplumdaki eşitsizlikleri olabildiğince gidererek vatandaşlarına insan onuruna yaraşır bir yaşam düzeyi sağlamayı amaçlayan bir devlet olarak tanımlanabilir. Anayasa Mahkemesi sosyal devleti 'Güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği, yani sosyal adaleti sağlamakla yükümlü devlet" olarak tanımlamıştır. İnsan onuru insanın ne durumda hangi şartlar altında bulunursa bulunsun sırf insan oluşunun kazandırdığı değerin tanınmasını anlatır.


İnsan onuru kavramına dayanan hukuk devleti insanı sadece devlet gücünün dış baskılarına karşı korumayı amaçlamıştır. Endüstrinin gelişmesi insanın sırf devlet gücüne karşı korunmasının bir anlamı olmadığını göstermiştir. Böylece hukuk devleti yanında sosyal devlet kavramı da kabul edilmiştir. Sosyal devletin başta gelen amaçlarından birisi toplumdaki sosyal ve ekonomik dengesizlikleri azaltmak ve sosyal adalet ve eşitliği gerçekleştirmektir. Bu amacın gerçekleştirilmesi için bireylere sosyal haklar tanınmaktadır.


Anayasa'nın sosyal haklar açısından başlıca niteliklerinden biri sendikal hak ve özgürlüklerin bireylere tanınmış olmasıdır. Sosyal haklar Anayasalara ve devlete demokratik nitelik veren haklardandır.

Sosyal haklar ekonomik bakımdan zayıf ve güçsüz olanların ve özellikle işçilerin haklarının ve çıkarlarının korunması, emek ve sermaye arasındaki ilişkilerde güç dengesinin kurulması için devletin sorumluluğunu üstlenmesi gereken ekonomik, sosyal ve özgürlükçü hakların tümüdür. Çalışma hakkı, toplu sözleşme, sendika, grev, toplumsal güvenlik hakları gibi haklardır.


Demokrasinin bir yaşam biçimi olarak ele alındığı toplumlarda toplum yönetiminin en onurlu aşaması olan demokratik düzene olaşmak ve bu düzeni kurmak için sendika özgürlüğünün gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

Sendika özgürlüğü çalışanların ve işverenlerin ayrım gözetmeden ve önceden izin almadan kendi seçtikleri örgütleri kurmak ve üye olmak hakkıdır. Ayrıca tam bir özgürlük içinde faaliyetlerin sürdürebilmeyi de kapsar. Sendikaların tüzük ve yönetmeliklerin hiçbir baskı ve zorlama olmaksızın hazırlayabilmeleri gerekir. Sendika özgürlüğü kavramı insan hakları ile çok yakından ilgilidir. İnsan hakları, temel hak ve özgürlükler, din, vicdan ve düşünceyi açıklama özgürlükleri olmadan sendika özgürlüğü düşünülemez.

Sendikalar, sendikal faaliyet olarak çalışanların ve işverenlerin haklarına yönelik olarak bireysel ya da tüzel kişiliğini kullanarak temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran düzenlemelere karşı yargıya başvurmaktadırlar. Bu şekilde sosyal adaleti ve demokratik düzeni sağlamaya çalışmaktadırlar.

Sendika kurma hakkı ve sendika özgürlüğü her ne kadar Anayasa ile güvence altına alınmış olursa olsun 12 Eylül 2010'da kabul edilen Anayasa Değişikliği paketi ile çalışanlara yeni haklar kazandırmamış hatta kazanılmış haklar da kaybedilmiştir. Sendikaların üyeleri adına dava açma hakları ortadan kaldırılmıştır. Demokrasinin sağlanacağı ifade edilerek kabul edilen Anayasa değişikliğinde "memurlar adına sendikaların dava açma" hakları da ortadan kaldırılmaktadır. Bu uygulamayla haksızlığa uğrayan memur, idari baskı nedeniyle dava açmaktan kaçınacaktır. Birçok memurun davanın masrafını karşılayabilecek durumda olmadığı hepimiz tarafından bilinmektedir. Yine pek çok yasal düzenleme, yönetmelik ve genelge çoğu zaman memurların hak kaybına sebep olmaktadır. Bu durumda sendikaların memurların hak kayıplarını önlemek için yasal yollara başvurma hakları ellerinden alınmaktadır.

Anayasanın 51. maddesinin 4. fıkrasının yürürlükten kaldırılarak, çalışanların "birden fazla sendikaya üye olma" serbestisinin getirilmesi, çalışma hayatını kaosa sürükleyeceği gibi ayrıca yetkili sendika tespitinde kargaşaların yaşanmasına neden olacaktır. İki farklı sendikaya üyelik, çalışanların örgütlenme hakkını ortadan kaldıracaktır. Yine Anayasa değişikliğinin çalışanlarla ilişki düzenlemelerinde, 53. maddenin 4. fıkrasının kaldırılması ön görülmektedir. Aynı iş yerinde, aynı dönem içinde birden fazla toplu iş sözleşmesi yapılamayacağı yolundaki sınırlandırıcı hüküm kaldırılmaktadır. Yargısal uyuşmazlıklar doğuracak bu düzenlemede, işçileri koruyucu bir Anayasal ilkeye yer verilmemesi, dikkat çekicidir. İLO normlarına da aykırı olan bu değişikliğin uygulamada getireceği uyuşmazlık sorunları nedeniyle uzun mahkeme süreçleri yaşanacaktır. Bu değişikliklerle çalışanlar yıllarca mağduriyet ve hak kaybı yaşayacaklardır.

Bir diğer önemli husus ise; daha önceki anayasada, grev zararları sendikalar tarafından karşılanırken; grev yapan çalışanların, fabrika ve iş yerindeki zararları tanzim etmek zorunda kalacak olmasıdır. Bu madde değişikliği ile işçiler grev yapmaz hale gelecekler, işverenin uygulamalarına teslim olacaklar, sendikal faaliyetlerden kaçınacaklardır. Bağımsız bir kurum olan Uzlaştırma Kurulu'nun kaldırılarak, yerine Kamu Görevlileri Hakem Kurulu gibi tamamen hükümetlere bağımlı bir kurulun oluşturulması ve bu kurulunda kararlarının "kesin" hükmünde olması öngörülmektedir. Bu uygulama ile hükümetin memurlara teklif ettiği ücret ve sosyal haklar söz konusu kurul tarafından, hükümetlerin talimatlarıyla tasdik ettirilecektir. Bugün Anayasa değişikliği ile gelinen nokta sosyal devlete, demokratik düzene aykırı uygulamalar doğmasına ve hak kayıplarına sebep olacaktır. Sendikalar sendikal özgürlüklerini kaybederek siyasi iktidarın bir alt birimi haline gelecektir. Sendikaların sosyal, ekonomik ve hukuki mücadele vermelerine engel olunmaktadır.

Şimdi yapılan değişiklik ile idarenin eylem ve işlemlerinin yargısal denetimi önemli ölçüde sınırlandırılmış ve yargının kamu yararı gerekçesiyle karar vermesi zorlaştırılmıştır. Bu yolla kamu yararının ihlal edilmesinin yolu açılmıştır. Bu değişiklik özelleştirmeleri yargı denetiminden kaçıracaktır. Böylece sendikalar olarak yıllardır kamu yararını savunmak için kullanılan hukuksal dayanaklar sınırlanmaktadır.

Tüm bu uygulamalarla demokratikleşme sürecinde geriye gidilmiştir. Sendika yönetimi olarak özelleştirmelerin önünü daha da açan, kamuyu sahipsiz bırakan bu değişikliklere karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz.

Hukukun üstünlüğünü her platformda savunan Sendikamız, hukuki danışmanlık ihtiyacı duyan üyelerinin her zaman yanlarında yer alacaktır.

Şenol ÖZCAN
GENEL HUKUK VE TİS SEKRETERİ



Bu haberi paylaşın...